Eğer yaptığımız hizmetler neticesinde ille de bir beklentimiz olacaksa o da dünyanın dört bir yanında “ruh-u revân-ı Muhammedî”nin şehbal açması olmalıdır. Fakat bu hususta bile illa neticeyi görelim diye ısrarcı olmamalı ve meseleyi murad-ı ilâhîye havale etmeliyiz. Çünkü O’nun muradının önünde bir murad takip etmek doğru değildir. Biz isteriz, arzu ederiz ama O’nun muradını bilemeyiz. Biz istesek de bazı kömür istidatlar hidayete ermeyecektir. Dolayısıyla biz, Allah’ın (celle celâluhu) ve O’nun Şânı Yüce Nebisi’nin (aleyhi ekmelüttehâyâ) gönüllere taht kurması hususunda kararlı ve ısrarcı olsak da neticeyi Allah’a havale eder, O’nun hüküm ve takdirine razı oluruz.
71 Müslim, salât 215; Ebû Dâvûd, salât 148; Nesâî, mevâkît 35, tatbîk 78.
72 M. F. Gülen, Kırık Mızrap s.382 (Hülyalı Mavilikleriye Geceler).
73 Enfâl sûresi, 8/63.
74 Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası-2 s.189.
75 Bkz.: Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s. 470 (Emirdağ Hayatı); Emirdağ Lâhikası-1 s.57.