İçeriğe geç

Esasen, asrın başlarında ortaya çıkan atom fiziği, mekanik fiziğin üzerine oturduğu sebep-sonuç kanununu yıkmış ve bunun neticesinde James Jeans gibi, Eddington gibi, hatta Einstein gibi büyük bilim adamları, Molla Camî anlayışında, “Her şey hayal; tek gerçek Allah’tır.” şeklinde bir inanca bile varmışlardır. Artık fizikçiler, kâinat şu anda herhangi bir hâlde ise, hemen bir an sonra aynı hâlde olacak diye bir şart ve kaide ileri sürülemeyeceğini ifade etmektedirler. Karl Raymond Popper, “Hem Einstein’ın, hem de Nevton’un teorilerini bilim sayıyoruz ama, bunların ikisi birden doğru olamaz; üstelik, her ikisi de pekâlâ yanlış olabilir.” derken; Bernard Russel, “Nevton fiziğiyle uzun süre idare ettik ve sonra bunun her şeyi açıklamaya yetmediğini, hatta düzeltilecek pek çok yanları olduğunu gördük. Şimdi, Einstein fiziğiyle idare ediyoruz. Fakat hiç şüpheniz olmasın; bir gün, bunun da her bakımdan düzeltilmeye mahkûm olduğu ortaya çıkacaktır.” itirafında bulunmaktadır. Öte yandan, Dalga Mekaniği kavramı mucidi Schrödinger ve filozof-fizikçi Heissenberg, kâinat, onu meydana getiren atomlar, atomların hareketleri ve kâinatta olup bitenler hakkında kesin sonuçlara varmanın mümkün olmadığını, bunun bilâhare giderilecek bir bilgisizlikten değil, fakat bizzat kâinat gerçeğinden ileri geldiğini söylemektedirler. Önceki asırlarda, fizikteki gelişmelerle sarhoş bazı bilim adamları, “Kâinatta açıklanmayacak bir şey yoktur.” diye iddia ederken, geçen asırda “7 bilinmeyen” üzerinde duruyorlardı. Bugünlerde ise, 10 bilinmeyenden bahsediyorlar ki, bunların başında “hayat, şuur ve irade”nin mahiyeti geliyor.

7