Bizzat insanın zihin ve kalb dünyası bile, varlıktaki âlem içinde âlemlerin varlığını ispatlayan reddedilmez birer delildir. Zihin dünyasında nasıl, farklı boyutta, derinlikte, şeffafiyette, çalışma hız ve alanında birbirinden farklı tasavvur, hayal, hafıza, tefekkür gibi fakültelerin her biri için beyinde sadece alet vazifesi gören bölgeler olsa da, bu fakültelerin temelde maddî dünyaya ait olduklarını iddia etmek zor ise, aynı şekilde ve bunlardan da öte, kalb, sır, hafî, ahfâ gibi daha iç ve önsezi, telepati gibi fakülteler veya duyular da, yine insanın maddî varlığı ile izah olunamaz. Kısaca, varlık, şu beş duyu ile algılanan görünür yanından ibaret olmayıp, bu yanı, onun asıl boyutu olan metafizik boyutu üzerinde sadece tenteneli bir perdeden veya metafizik boyutundaki gerçeklerin şekiller hâlinde yansıdığı bir ekrandan ibarettir.
Varlığın Metafizik Boyutu
İnsanın varlığından gaye Allah’a iman etmek, daha sonra O’nu tanımak, sonra O’nu sevmek ve bu sevgiden gelen zevk-i ruhanîyi tadarak, bu zevkin kesintisiz ve kemaliyle yaşanacağı Ahiret’e hazırlanmak olduğu içindir ki, dünyada insanla alâkalı meselelerin en önemlisi iman meselesidir. Dolayısıyla, insanımızın bu imanı elde edebilmesi için üzerine düşeni yapmayı hayatının birinci gayesi olarak benimsemiş bulunan Fethullah Gülen Hocaefendi, bir dönem periyodik dersler veya sohbetler hâlinde varlığın metafizik boyutu üzerinde durmuş ve bilâhare derlenen bu derslerden, elinizdeki kitap ortaya çıkmıştır.