İçeriğe geç

Gerçekten, bizzat Abdullah b. Amr Hazretlerinin ifadesine göre, o, Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) duyduğu her şeyi yazardı. Kendisine “Sen, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ağzından çıkan her şeyi yazıyorsun; hâlbuki, o da bir beşerdir. Öfkelendiği zaman da olur, hoşnut olduğu zaman da.” diyenler oldu. (Bu sözleri kimlerin söylediğini edeb açısından ve gerekmediği için hadis ravileri ketmederler.) Abdullah İbn Amr, bunun üzerine yazmayı bıraktı ve meseleyi Allah’ın Resûlü’ne arz etti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) elini fem-i mübareklerine götürerek şöyle buyurdular:

نَفْسِي بِيَدِهِ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ إِلَّا حَقٌّ! فَوَالَّذِياُكْتُبْ“Yaz; hayatım elinde olan (Allah)’a yemin ederim ki, buradan haktan başkası çıkmaz!”7

O, bir beşer de olsa, yine nebi idi; gazaplanması da, hoşnutluğu da Allah içindi ve her hâlukârda hakkı söylerdi. Evet, O’nun hiçbir sözü hevasından değildi ve beşerî arzularından kaynaklanmıyordu.. daha doğrusu O, kendinden konuşmuyor; ancak kendine vahyolunanı söylüyordu.8 Fıtratı, vazifesiyle bütünleşmiş ve her şeyiyle peygamberâne idi. Sadrı açılarak şeytanın ve nefsin payı her ne ise o çıkarılmıştı ve artık fıtrat-ı beşeriye ve tabiatın, O’nun nurlu nübüvvet hayatına müdahaleleri söz konusu değildi. O’nun söylediği her şey dindi; dolayısıyla “Yaz!” buyurmuşlardı.

3. Hadislerin Tedvîn Edildiğini Gösteren Deliller

Kaynaklarda yine yazma ile alâkalı olarak şunu görüyoruz:

Bir adam, Huzur-u Risaletpenâhî’ye gelerek: “Yâ Resûlallah, ağzınızdan çok şey duyuyoruz; ama bunları anında ezberleyemiyoruz. Bu hayatî şeyler, çok defa kaçıp gidiyor…” diyerek hıfzından şikâyette bulundu. Bunun üzerine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ona: اِسْتَعِنْ بِيَمِينِكَ“Elinden yardım iste!”9 yani yazarak, hıfzına yardımcı ol buyurdular.

Yine, Takyîdü’l-ilm’de şunu okuyoruz:

445