İçeriğe geç

İşte İslâm ordusu tam bu hengâmede, her zaman Medine üzerine gelebilecek olan Bizanslılara karşı gönderilecekti. Orduyu Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hazırlamış; sonra da: “Üsame ordusu’nu gönderin.” buyurmuştu. Sahabe ve başta Hz. Ebû Bekir, başka mülâhazalarla O’nun emrinden kıl kadar sapamazlardı. Halife-i Müslimîn: “Vallahi, canavarlar dört bir yandan üzerimize saldırsalar, Resûlullah’ın dalgalandırdığı bu bayrağı indirmek istemem.” diyerek, orduya hareket emri verdi. Hem de o ordunun teşyî’ine hususî bir önem vererek; öyle ki, genç komutan at üstünde giderken, kendisi yaya olarak, onu teşyî’ ediyordu.

Evet, işte sahabe, bu idi; en hassas dönemlerde dahi, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelen emirlere bu ölçüde hassasiyetle uyarlardı.

2. Fedek Arazisi ve Hz. Fatıma (radıyallâhu anhâ)

Medine, Efendimiz’in vefatının ardından nisbî bir şok yaşıyordu. Sahabe, hususiyle de Hz. Ebû Bekir’in (radıyallâhu anh) içi cayır cayırdı. Bu esnada, Peygamberimiz’in biricik kızı, ciğerpâresi, Ehl-i Beyt’in annesi Hz. Fatıma Validemiz: “Babamın Fedek’teki mirası…” diyerek Halife-i Müslimîn’in kapısına dayandı.

Şimdi o, çok sevdiği, herkese ve her şeye tercih edeceği Hz. Fatıma’ya ne cevap verecekti? Onu incitemezdi; Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) hâtırası olan bu ince, bu müstesna anamızı incitmeyi gönlünden bile geçirmezdi. Ama, Resûlullah’ın sünneti, kendi mirası mevzuunda bıraktığı sünneti en kıymetli şahıslar için bile feda edilmezdi. “Ben, Resûlullah’ın yaptığı hiçbir şeyi terk edemem.”4 diyen İslâm’ın bu Yüce Halifesi, Hz. Fatıma Validemiz’e Resûlullah’tan duyduğu: “Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız; bizim bıraktığımız, sadakadır.”5 hadisini nakletti. O’ndan kalan, O’nun sağlığında sarfettiği yere sarfedilecekti. Evet, bu en nazik anda bile sünnete muhalefet düşünülmüyordu.

3. Zekât Vermek İstemeyenlere Karşı Tavır

373