Âişe Validemiz ve İbn Mesud Hazretleri: حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلَاةِ الْوُسْطَى“Namazlara devam edin (namazları hassasiyetle takip edin ve kusursuz kılın); salât-ı vustâyı da.”3 âyetindeki “salât-ı vustâ” (orta namaz)’dan maksadın ‘ikindi namazı’ olduğuna kâildirler. O kadar ki, Âişe Validemiz, âyeti âdeta: حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلَاةِ الْوُسْطَى وصَلَاةِ العَصْرِ وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِتِينَ şeklinde kabul etmektedir. Hizmetçisine, kendisi için bir mushaf yazmasını emretmiş ve “Bu âyete geldiğinde beni haberdar et!” diye de tembihde bulunmuştu. Sıra o âyete gelince: حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلَاةِ الْوُسْطَى وَصَلَاةِ الْعَصْرِ şeklinde yazdırmış ve: “Resûlullah’tan böyle işittim.”4 buyurmuştu. “Salât-ı vustâ” konusunda değişik tefsirler varsa da, Hz. Âişe ve İbn Mesud, bunun kesinlikle ikindi namazı olduğu kanaatindedirler.
2. Sünnetin Mücmeli Tafsîl Etmesi
Sünnet-i seniyye, pek çok mübhemi tefsîr etmesinin yanı sıra, pek çok mücmel meseleleri de tafsîl etmiştir.
1. Meselâ Kur’ân-ı Kerim’de: أَقِيمُوا الصَّلَاةَ “Namazı ikâme edin!” diye emredilir; fakat, namazın nasıl kılınacağı açıklanmadığı gibi, ne zaman kılınacağı da açıklanmaz. Vâkıa, bazı müfessirîn-i kiram, (Allah’ın rıdvânı üzerlerine olsun):
“Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl. Çünkü güzel işler, kötülükleri giderir.”5 âyetinden beş vakti istinbat etmekteyseler de: إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا“Namaz, mü’minler üzerine muayyen vakitlerde yazılı bir farzdır.”6 âyetinde ifade olunduğu üzere, mü’minler üzerine belli vakitlerde farz kılınan namazın hususî vakitlerini sünnet-i seniyye tayin etmiştir. Bununla alâkalı bir hadis-i şerifte, vakitlerin belirtilmesinin semavî ve Cibril (aleyhisselâm) vasıtasıyla olduğunu öğreniyoruz: