Yakınlığına baktıkça وَبِحَمْدِهِ; uzaklığımıza baktıkça, سُبْحَانَ اللّٰهِ diyoruz. Sonra bu ikisini iç içe sokuyor, سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ’le soluklanıyor, tenzih ü takdisle isneyniyeti (ikilik) biraz geriye çekiyor; sonra vücud ve ona bağlı mazhariyetler mülâhazasıyla da geriye dönüyor ve hamd ile gürlüyoruz.
Evet, celâl ve azamet sahibi olan Allah’ı bu yönüyle tesbih ve takdis ediyor, cemali yönüyle de hamd ü senâ ile geriliyoruz. Evet O (celle celâluhu), bizim seviyemize kelâmıyla, irade ve meşîetiyle teveccüh buyuruyor ki, bu cihetten baktığımız zaman da اَلْحَمْدُ لِلهِ diyoruz. İşte bu kelimeler, Allah’la kul arasında böyle bir münasebetin ifadesidir.
128 Bkz.: Fatiha Üzerine Mülâhazalar s.77.
129 Buhârî, daavat 65, eymân 19, tevhîd 58; Müslim, zikr 31.
130 Nahl sûresi, 16/60.