İçeriğe geç

Evet, tıpkı rüyada abdest alırken görülen mevtâ misalinde olduğu gibi bir kişi, hadis diye rivayet edilen bir sözde de ifade edildiği üzere, nasıl yaşarsa öyle ölecek ve nasıl ölürse öyle de dirilecektir.131 Sultan Ahmet (Cennetmekân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân), Sultan Ahmet Camii’ni yaptırırken, eteklerine taş ve çakıl doldurmak suretiyle bir amele gibi cami inşaatında çalışır. O, böyle bir yandan tozun-toprağın içinde çalışırken diğer bir yandan da gözleri dolu, Hakk’a şöyle niyaz eder: “Allahım! Ahmet kulunun bu hizmetini çalışanların yanında kabul eyle!” Bu vaziyette yaşadığı için 27 yaşında can hulkuma geldiği hengâmda başında bulunan lalasına, “Lalam! Beni doğrult da gideyim cami inşaatında biraz çamur-taş taşıyayım.” der. Evet, Sultan Ahmet ölüm yatağında bile mescit yapma işine koşmaktadır. Âyetin ifadesiyle, “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’ı ve âhireti tasdik eden, namazı gereği gibi kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka kimseden çekinmeyen mü’minler bina edip şenlendirir. İşte onlar Cennet’e ve diğer ümitlerine kavuşmayı umabilirler.”132

Hâsılı, berzah âleminde içinde imanı taşıyan, latîfe-i Rabbâniye ve mânevî zihinle bir çeşit münasebeti olan ruh olduğundan iman, ruhla beraber öbür âlemde devam etmektedir.

Cenab-ı Hak bizi mü’min olarak yaşatsın, mü’min olarak öldürsün ve mü’min olarak da haşretsin. Âmin!

131 Aliyyülkârî, Mirkâtü’l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431.

132 Tevbe sûresi, 9/18.

186