İçeriğe geç

Kur’ân, bu olayın anlatıldığı âyetlerden sonra Hazreti Yusuf’un (aleyhisselâm) şöyle dediğini haber verir: “(Yusuf) ‘Ey Rabbim!’ dedi, “Zindan, bu kadınların beni davet ettikleri o işten daha iyidir. Eğer Sen onların fendini benden uzaklaştırmazsan, onlara meyledip cahilce davrananlardan olabilirim.’”117 Hazreti Yusuf bunları söylemiş ve bu sözlerle Cenab-ı Hakk’tan onu hapishaneye koymasını istemişti. Bu ne sadâkat ve nasıl bir iffet anlayışıdır ki, sarayda yaşadığı ve aziz tutulduğu bir dönemde, sırf kadınlar başına bir iş açacaklar, iffetiyle oynayacaklar ve Rabbisiyle münasebetini bozacaklar endişesiyle, hapishaneyi daha sevimli bulabilmektedir! Netice itibarıyla Hazreti Yusuf’un –Abdülaziz ed-Debbâğ Hazretlerinin de dediği gibi– Zeliha’ya karşı herhangi bir arzu duyması kat’iyen söz konusu olmamıştı. Kimin aklına böyle bir şey gelirse o insan, bu hususu aklına getirenin şeytan olduğunu çok iyi bilmelidir. Evet, nebiler hakkında değerlendirmelerde bulunacak her mü’min, onların müzekkâ (tertemiz) olduklarını düşünmeli ve bu noktadan hareketle fikir yürütmelidir.

Mevzu ile alâkalı şu hususu aktarmayı da ehemmiyetli görüyorum: İffetine çok düşkün olan nebiler, toplumu aydınlatan lambalar gibidirler, kendilerine bir tozun konmasını asla istemezler. Hatta nebiler, imamın başındaki beyaz sarıklar gibi; temsil ettikleri yüce dava itibarıyla üzerlerinde bir sinek tersinin dahi bulunmasına asla duyarsız olamazlar. Çok gayretli olan bu yüce kâmetler, arkalarındaki kimseleri mahcup etmek ve kendilerine bağlanan, kendilerinde çok şey gören kimseleri yere baktırmak ve utandırmaktan fevkalâde uzaktırlar. Binaenaleyh bu noktadan hareket edersek, Hazreti Yusuf (aleyhisselâm) hakkında böyle bir değerlendirmede bulunmanın ne kadar yanlış olduğu apaçık görülecektir.

173