İçeriğe geç

Eskiden, Harbiye’den yetişen subayların yanında bir de “Alaylı” denilen ve ordudan yetişme subaylar olurdu. Bunlar nefer olarak orduya girer, sonra onbaşı, çavuş, başçavuş… şeklinde yükselip giderdi ve bu insanın, raiyet dairesi genişledikçe mesuliyeti de artardı. Binaenaleyh İmam Gazzâlî’nin mesuliyeti ile herhangi bir Müslümanın mesuliyeti bir değildir. Onunla bizim mesuliyetimiz tartılsa, terazinin ona ait kefesi yere inerken bizimki yıldızlara fırlayacaktır. İmam Gazzâlî, kendi irfan ve anlayış ufkuna göre Allah indinde muaheze edilecek ve mükâfat görecek, sıradan bir insan da irfanı kadar mükâfat ve cezaya maruz kalacaktır. Herkes kendi irfanına göre, Allah’ı (celle celâluhu) ne kadar tanıyorsa Allah’a o kadar hesap verecektir.

Ceza ve mükâfat, irfana göre olunca, bir mertebedeki insan, kalbinden geçen hatarâttan (hayaller, düşünceler) ötürü tokat yerken başka bir mertebedeki ise, seviyesine göre muamele görecektir. Birileri eser, savurur ama hiç muaheze edilmez. Bir başkasının ise, değil gözün harama ilişmesi, sadece kalbinden geçen “Acaba harama baksam ne olur?” düşüncesi bile hemen tokat yemesine sebep olur. Bir başkası gece yatarken duasını okumadığından, sabah ve akşam Muavvizeteyn’i terk ettiğinden, bir başkası da daha ciddi ihmallerinden dolayı hesaba çekilecektir.

Her şeyin en doğrusunu Allah (celle celâluhu) bilir.

26 Ankebut sûresi, 29/20.

27 Abese sûresi, 80/24.

28 Zâriyât sûresi, 51/22.

29 Abese sûresi, 80/32.

34