Evvela, şunu ifade etmeliyim ki, Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) görmek ne şekil ve surette olursa olsun, alâküllihâl bir bişâretin ifadesidir. O’nun değişik şekillerde görülmesi ise bir kısım mânâları ifade eder. Efendimiz’in Hak’tan kendisinde mütecelli olan cemali, mübarek siyah saçları, siyah sakalı, endamlı bakışları, yüz çizgilerindeki tenâsübü ve müstesna bir beşer güzelliği içindeki mahiyetiyle bir insanın mir’ât-ı ruhunda mütecelli olup da rüyada kendisine görünen kimseye bin bişâret olsun! Efendimiz’in, kendisine mütenasip ruhunun güzelliğinin dışta aynası olan bu umumi güzellikten bazıları gitmiş olarak görünürse, bu durum, o insanın mir’ât-ı ruhunda (ruh aynası) bu işi tamamıyla aksettirmeye mâni, ihtimal, bir kısım isin-pasın bulunduğuna delâlet eder. Yani bir kimse Allah Resûlü’nü sakalsız görüyorsa Efendimiz’in sakalını göreceği yerde o kimsenin mir’ât-ı ruhunda bir eksik ve gedik var demektir ki, bu eksik, mübarek sakalının görülmesine mâni oluyor. Öyleyse böyle bir insan, kendisine çeki düzen vermelidir. Bu, meselenin bir yönü.
Meselenin diğer yönüne gelince, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bazen rüyada sevdiği kimselerin nazarlarında mütecelli olur. Yani misal âleminden temessülü ile onun rüyasına girer. Herhangi bir hâdiseye karşı o şahsın iç âlemindeki durumu itibarıyla mütecelli olur. Mesela, mühim işleri omuzunda taşıyan bir zata Efendimiz, gözleri yaşlı ve sakalını tıraş etmiş olarak mahzun bir çehre ile zuhur edebilir. Bunun mânâsı –Allahu a’lem– şudur: O zatın başına, dolayısıyla davasının başına gelecek bir badireden ötürü, Hakikat-i Ahmediye’ye dokunan bir şey bulunduğundan Efendimiz kendi gerçek şeklinin dışında görülmüş ve bir yönüyle o işi teessürle karşıladığını ifade buyurmuştur.