Haddizatında din, İslâm dinidir. إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْإِسْلَامُ “Allah katında hak din, İslâm’dır.”151 Hazreti Âdem’den (aleyhisselâm) beri de din, İslâm dini olarak yâd edilmiştir. Yahudilik bir zaman içlerinden pek çok peygamberin zuhur ettiği bir topluma izafe edilmektedir. İçlerinden peygamberler zuhur ettiği ve o günkü topluma bunlar hükmettiği için din bunların adını almış; Hazreti Mesih (aleyhisselâm), beşere yeni bir irşat çerçevesi ile gelince de, o gün İslâm dini, Hazreti Mesih’in adına isnat edilmiş ve İsevilik veya Hıristiyanlık denmiştir. Nitekim bugün bazıları yanlışlıkla veya başka mülâhazalarla Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) getirdiği esaslara Muhammedîlik diyorlar ki, bu büyük bir yanlıştır.
Netice itibarıyla, temelde bir din farklılığı yoktur. Sadece dinlerin teferruatında beşere hitap şekliyle alâkalı farklılıklar vardır. Bu zaviyeden de devr-i Âdem’den günümüze kadar din aynıdır. Yani aslı itibarıyla Hıristiyanlık aynı Yahudilik; Yahudilik de aynı Hıristiyanlık’tır. Değişen sadece muhatap olan cemaatin seviyesine göre tarz-ı telakki ve tebliğin şeklidir. Şayet bugün Müslümanlar tebliğe bağlı temsili ve “Herkes bizim gibi olsun!” anlayışı yerine evrensel insanî değerlerle birlikte hâl dilini kullansalardı her şey çok daha farklı olacaktı. İnşâallah bir gün öyle olsun!
151 Âl-i İmran sûresi, 3/19.