İçeriğe geç

Bu çerçeve içinde mü’minlerin, Allah hakkındaki ümitleriyle alâkalı olarak onlara anlatılmak istenen daha bir kısım hakikatler var. Şöyle ki, bütün mü’minler, إِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُۨولٰۤئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا“Ancak şu var ki tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar bundan müstesnadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir, sınırsız mağfiret ve ihsan sahibidir.”5 âyetiyle vaadedilen teveccühten belli bir ölçüde nasiplerini alabilirler. Meselâ bir insanın aklına “Ben adam öldürdüm, zina ettim, nefsime ve başkalarına karşı haksızlıkta bulundum..” vb. gibi düşünceler gelebilir. Ancak bu âyet-i kerimede de bildirildiği üzere, Allah (celle celâluhu), tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunan kimselerin nâmütenâhi kötülük yapma istidatlarını nâmütenâhi hayır ve hasenât yapma kabiliyetine çevireceğini vaadetmektedir. Hatta işârî tefsirlerdeki bir tevcihe göre, Cenâb-ı Hak, iyilik yapmaya başlayan bir kimsenin, geçmiş günlere ait amel sahifelerinin boş kalmaması için, onun daha önce yaptığı kötülükleri bile iyiliğe çevirecektir. Yani artık o kişi, tamamen Hakk’a yönelince, sadaka vermek, anne-babaya saygılı olmak, komşu haklarına riayet etmek vb. gibi bir kısım güzel işler yaparak ve kötü işlerden de sakınarak, kaçarak hep iyilik peşinde koştuğundan dolayı onun geçmişte yaptığı kötülüklerin hiçbiri amel defterine yazılmayabilir. Evet bir insan, tevbe edip Müslüman olarak kendisini yenileyince, geçmişte güzellik adına yaptığı ne kadar şey varsa, bütün bunlar sanki yeniden hayatlanmış gibi, o insan, amel cihetiyle bir umumi diriliş yaşayacaktır.

214