İçeriğe geç
5. Bölüm

Işığa Hasret Gönüller

Soru: Efendimiz’in istikbale matuf ulaşmamızı istediği maddî ve mânevî hedefler nelerdir?

Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) istekleri, Kur’ân’ın isteklerinden farklı değildir. Kur’ân neyi istemişse O da onu istemiştir. Ancak O, Kur’ân’da mücmel ve öz olarak anlatılan meseleleri, tefsir; tafsil isteyen mevzuları da tafsil ederek fasıl fasıl bizim nazarlarımıza sunmuş ve her şeyi anlayabileceğimiz bir hâle getirmiştir. O, bazen mutlak meseleleri takyid, bazen de mukayyet meseleleri ıtlak ederek, konuya ayrı bir espri ve ayrı bir derinlik kazandırmıştır. Bu itibarla O’nun söz, fiil ve takrirleri Kur’ân-ı Kerim’in ruhunda meknî olan potansiyel buudları ortaya çıkarma ameliyesinden başka bir şey değildir. Onun içindir ki, O’nu tanıyıp anlama, aynı zamanda Kur’ân’ı tanıyıp anlama demektir. Bu noktada Kur’ân’ın ifadesiyle, مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّٰهَ“Kim Resûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”1 Yâni, Resûle itaat eden, kemerbeste-i ubûdiyet içinde el pençe divan durup, “lebbeyk” (buyur, emrine âmâdeyim) diyen, Allah’a “lebbeyk” demiş olur.

Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu, topyekûn beşerin, eğri-büğrü yollardan kurtulup, doğru yola ulaşmasına vesile olan Hidayet Güneşi’dir ki Kur’ân, وَإِنَّكَ لَتَهْدِۤي إِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ“Sen doğru yola hidayet ediyorsun.”2 ifadesiyle O’nun bu yönünü anlatmaktadır. Bu itibarla Efendimiz’in bizden istediği maddî-mânevî şeyler, aynı zamanda Kur’ân’ın da istediği şeylerdir.

Hiç şüphesiz bu hayatî isteklerden biri de, dünyanın dört bir yanında “i’lâ-yı kelimetullah” hakikatini temsil etmektir. İ’lâ-yı kelimetullah, Allah’ın zaten yüce olan adının, tarafımızdan yüceleştirilerek bayraklaştırılması, minarelerin başında mahyalar haline getirilerek, bütün gören gözlere ve işiten kulaklara duyurulması demektir.

43