Şimdi işte böyle bir Hamza’yı öldüren Vahşî’nin mantığını anlamaya çalışalım. O, saf ve aptal bir insan değil, aksine zencilerin en akıllılarından biri… Onun için Allah Resûlü ona, İslâm’a dehalet etmesi için, إِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُۨولٰۤئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا“Ancak şu var ki tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar bundan müstesnadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını da sevaplara çevirir. Çünkü Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir, sınırsız mağfiret ve ihsan sahibidir.”9 meâlindeki âyeti yazıp gönderdiğinde, “Ya Resûlallah! Ben neredeyse küfre denk bir iş işledim. Allah benim de kötülüklerimi hasenâta çevirir mi?” diyerek, kendisine teminat verecek bir beyan arıyordu. Onun bu tavrı karşısında Nebiler Serveri ona, إِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰۤى إِثْمًا عَظِيمًا“Şu kesin ki; Allah, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ama dilediği kimse hakkında bunun altındaki diğer günahları affeder. Her kim Allah’a ortak koşarsa, haktan çok uzağa sapmış olur.”10 meâlindeki âyeti yazıp gönderir. Ancak, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Hz. Vahşî çok zekidir ve o, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) irtihâl-i dâr-ı bekâ buyurduktan sonra aradığı garantiyi başkasından alamayacağını bilmektedir. Kendi hevâ ve hevesine göre konuşmayan, söylediği sözler vahiyden ibaret olan Allah Resûlü henüz hayatta iken o garantiyi yakalama peşindedir. Onun için Hz. Vahşî, “Yâ Resûlallah! Allah burada bağışlamayı dilemeye bağlamış. Ya ben bu dilemeye takılırsam.” mânâsında sözler söyleyerek son endişesini dile getirince, bu defa da Efendimiz ona şu âyeti yazıp göndermiştir: قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلٰۤى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ إِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ“De ki: ‘Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder. Şüphesiz O, Gafûr ve Rahîm’dir. Çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır.”11 Bu âyet, Hz. Vahşî’ye âdeta şöyle demektedir: Ey hayatını israf içinde geçiren ve kendi hesabına Bedir’i, Uhud’u, Hendek’i berbat eden ve Mekke fethinde bile Müslümanlara karşı koyan adam! Sen bile Allah’ın engin rahmetinden ümidini kesmemelisin! Ne kadar büyük olursa olsun, günahkârların günahları Allah’ın engin rahmeti yanında, okyanuslara nispeten denizin yüzündeki minik köpüklerden daha ehemmiyetsiz kalır.
Dipnotlar
- 9 Furkan sûresi, 25/70.
- 10 Nisâ sûresi, 4/48.
- 11 Zümer sûresi, 39/53.