İçeriğe geç

Evet, Müseyleme bunları söyleyince aile efradı dahil herkes buna gülüyorlardı.4

A. Kur’ân’ın İfade Üstünlüğü

Kur’ân-ı Kerim’in ifade üstünlüğünü nazmının cezaleti, beyanının bedi’ ve garip keyfiyeti ve ifadesinin haşmeti gibi hususlarda görmek mümkündür.

Şimdi bu hususları bazı misaller vererek biraz daha açmaya çalışalım:

1. Nazmın Cezaleti

Cezalet, Arapça bir kelime olup, bolluk, bereket, çok yönlülük, destekli, payandalı olup, hiçbir zaman kısır kalıp yozlaşmamak… gibi mânâlara gelir. Kur’ân-ı Kerim’in nazmında, bütün bu mânâları apaçık müşâhede etmek mümkündür.

Sağından, solundan ona hep bereket akar. Evet, Kur’ân’ın nazmı bu yönlerden her zaman desteklenir ve beslenir. Zâhiren müfâd (sözün ifade ettiği mânâ) bir görünürken, bakarsın binler olmuştur.

Kur’ân’ın nazmındaki bu hususiyeti ilk keşfedenlerden biri Zemahşerî’dir. O, tefsirinde yer yer bu noktaya temas eder. Ancak Bediüzzaman’ın bu noktada yakaladığı nükteler çok daha dâhiyânedir.5 Ve onun söyledikleri şimdiye kadar çok fazla söylenmemiştir.

Biz, burada mevzu ile alâkalı ondan mülhem üç misal vereceğiz. Vereceğimiz misallerde de sadece nazmın cezaleti yönüne temasla yetinip âyetin genişçe tefsirine girmeyeceğiz.

Birinci misal:وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَاوَيْلَنَۤا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ “Andolsun, onlara Rabbi’nin azabından bir esinti dokunsa, ‘Eyvah bize, biz gerçekten zalimlermişiz!’ derler.”6

Âyet, azabın en şiddetlisini anlatmak için nazara en hafifini veriyor. Böylece insan muhayyilesinde azabın en şiddetlisi daha dehşetli gösteriliyor…

50