Bir de bakarsınız Kur’ân, bu deveran ve cevelanı o sûrede bırakır, başka bir sûrede ve başka bir âyette insanın kalbini, ledünniyatını ve iç yapısını ele alır; “Bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer.”24 der, zâhirden bâtına geçer ve gaybî bir mesele ile ruhlarda ayrı bir ürperti hâsıl eder.
İnsanı kalbi ile ele alan Kur’ân, onun iradesini de ihmal etmez. Evet, insan iradesinin tahlili de en çarpıcı şekilde yine Kur’ân’la seslendirilir.
“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.”25 İşte insan iradesi ve kadere ait nice sırlar, bu ifadede düğümlenmektedir.
Sonra, insanın ilk yaratılışına dikkati çeker. İçinden binlerce nebi, veli ve bunun yanında binlerce de Firavun ve Nemrut çıkaran insanın asıl yapısını, aslî cevherini de yine Kur’ân ortaya koyar: “Sizi adi bir sudan yaratmadık mı? Onu, bir karar-ı mekîne (sağlam bir yerleşme zeminine) koyduk. Belli bir süre içinde de biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz!”26
Ne var ki insan, hep bu güzel şekilde ve kıvamında kalamamıştır.
“Allah, sizi yaratan sonra da öldürendir; içinizde kimini de ömrünün en reziline (bebeklik çağı gibi güçsüz ihtiyarlık çağına) iletir ki, neticede o, biraz bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmez olur. Doğrusu Allah bilendir ve her şeye kadirdir.”27
Bu durum, geçici dünya hayatında geçici bir akıbettir. Temiz ruhları ebedî bir rahat ve huzur beklemektedir ki, ahiret âlemini anlatan yüzlerce âyet hep bu gerçeği nazara verir.
İnsan ölür. Her ölen insanla beraber hususî bir kıyamet kopar. Güneş dürülür, yıldızlar dağılır, dağlar yerlerinden oynar. Bu da daha büyük bir kıyamettir.
Dipnotlar
- 24 Enfâl sûresi, 8/24.
- 25 Dehr sûresi, 76/30.
- 26 Mürselât sûresi, 77/20-23.
- 27 Nahl sûresi, 16/70.