Kur’ân bu neticeyi anlatmayı da ihmal etmez; “Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar kararıp döküldüğü zaman…”28 der. İnsana, güneşin ziyasının çekileceği, yıldızların bağı kopmuş tesbih taneleri gibi döküleceği bir müthiş anı hatırlatır ve gönüllere ürperti salar; salar ve şöyle der: “Buraya geldiğin gibi gideceksin, dünyaya burada kalacağın kadar meylet. Neticede gideceğin ve ebedî kalacağın menziline de ciddî hazırlık yap. Ahiret yurdu için çalış. Dünyadan da nasibini unutma…”29
Kur’ân, kâinatın yaratıldığı ilk devreye de dikkat çeker ve: “Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza: ‘İster istemez gelin!’ dedi. Onlar ‘İsteyerek geldik.’ dediler.”30 diyerek, Cenâb-ı Hakk’ın iradesini semaya tevcih ettiğini, hâlbuki semanın o ana kadar sadece bir duman olduğunu anlatır. Sonra Cenâb-ı Hakk’ın o semayı tesviye ettiğini, düzelttiğini, bir biçime koyduğunu, zemin ve göklerin de isteyerek, arzu ederek O’nun kanunlarına boyun eğdiğini, kâinatın bir kitap gibi yazıldığını, okusunlar diye şuur sahiplerinin nazarına arz edildiğini anlatır ve gönüllerimize ihtiyaç duyduğu her şeyi fısıldar ve alâkadar olduğumuz her problemi halleder.
Maddî kâinatların yaratılış keyfiyetine temas eden Kur’ân, onun değiştirilip dönüştürülmesini açıklamayı da ihmal etmez ve onu da kendi üslûbuyla seslendirir: “O gün (kâinatın bir sayfası olan) göğü, tıpkı bir kitap eczası gibi düreriz.”31 der.
Bir başka âyet, sırların ortaya döküleceği o günü haber verme sadedinde: “O gün bütün sırlar ortaya dökülür.”32 der.. ve işte o gün insanın eli, dili, ayakları kendi aleyhinde şahitlik yapar ve ona altından kalkılmaz hâller yaşatır. Evet: “O gün dilleri, elleri ve ayakları onların yaptıklarına şahitlik edecektir.”33 der ve sinelere ürperti salar.
Dipnotlar
- 28 Tekvir sûresi, 81/1-2.
- 29 Bkz.: Kasas sûresi, 28/77.
- 30 Fussilet sûresi, 41/11.
- 31 Enbiyâ sûresi, 21/104.
- 32 Târık sûresi, 86/9.
- 33 Nûr sûresi, 24/24.