İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu) dilediğine at, araba, han, hamam, taksi, apartman verir; dilediğini de fakr u zaruret içinde kıvrandırır. Ancak bütün bunlarda, aile ve saireden gelen bazı sebepler de inkâr edilmemelidir. Meselâ, bir insanın mal kazanma dirayet ve kiyasetini inkâr etmek mümkün olmadığı gibi, kendi devrinin şartları içinde kazanma yollarını bilmesi de, kazancına sebep olması bakımından inkâr edilemez. Bununla beraber Allah, bazı kimselere, liyakat izhar ettiği hâlde, yine onlara mal-menal vermemiştir. Mamafih, zayıf bir hadis-i şerifte; Allah’ın, malı sevdiğine de sevmediğine de verdiği, din ve imanı ise sadece sevdiğine verdiği ifade edilmektedir14 ki, mevzuumuz itibarıyla oldukça mânidardır.

Bir de, mal-mülk mutlaka hayır sayılmamalıdır. Evet, bazen Allah (celle celâluhu) mal-menal ve dünyevî huzur ve saadet isteyenlere, istediklerini verir; bazen de vermez. Ama Allah’ın (celle celâluhu) hem vermesi, hem de vermemesi hayırlıdır. Zira sen iyi bir insan ve verileni de yerinde kullanacak isen, senin için hayırlıdır. İyi bir insan değil ve istikametten de ayrılmış isen, Allah’ın vermesi de vermemesi de senin için hayırlı değildir.

Evet, istikametin yoksa, fakirlik de senin için küfre bir sebep olur. Çünkü o seni Allah’a karşı isyana sevk eder de, her gün O’na karşı yeni bir isyan bayrağı açarsın. Yine şayet sen istikamette değilsen; kalbî ve ruhî hayatın da yoksa, senin zenginliğin de senin için bir belâ ve musibettir,

اَلْمَالُ وَالْبَنُونَ ز۪ينَةُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ
133