Kâinatı şerh ve tefsir ettiğinden dolayı da, o Furkân-ı Azîmüşşân’da kâinatta cereyan eden hâdiseleri araştıran bir kısım ilim ve fenlere işaretler vardır. Bundan dolayıdır ki, çok erken dönemden itibaren iman, ibadet ve ahlâka dair mevzuların yer aldığı âyet-i kerimeler yanında, ilmî hakikatlere işaret eden âyetler üzerinde de durulmuş ve bu âyetlerin tevil ve tefsirine dair farklı mülâhazalar seslendirilmiştir. Mesela hicrî 310 yılında vefat eden İbn Cerir et-Taberî Hazretleri’nin bazı âyetlerin tefsiriyle ilgili söylediklerine bakılacak olursa, bu tefsir ve yorumların, günümüzdeki ilmî tespitlere yakın olduğu görülecektir. Evet, bin yüz sene önce yaşamış olmasına rağmen bu büyük müfessir, yaşadığı devrin ilmî seviyesinin çok üstünde tespit ve yorumlarda bulunmuştur. Mesela o, وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ “Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik.”99 âyet-i kerimesinin tefsirinde, rüzgârlar vasıtasıyla tohumların aşılanmasından bahsetmektedir. Daha da enteresanı henüz bulutların pozitif ve negatif yüklere sahip olduğunun bilinmediği çok erken bir dönemde o, bu âyet-i kerimenin, rüzgâr vasıtasıyla bulutların aşılanmasına ve böylece yağmur yağmasına işaret ettiğini ifade etmiştir.100
Sadece İbn Cerir Hazretleri değil, daha başka müfessirler de tekvinî emirleri ifade eden âyetlerle alâkalı nice dikkat çekici tefsir ve tespitlerde bulunmuştur. Ne var ki, son bir-iki asra gelinceye kadar bu mesele müstakil ve hususi bir ilim dalı olarak ele alınmamıştır.