Varlığı Yorumlamada Anahtar Kavramlar
Soru: Hazreti Üstad, kırk senelik ömründe, otuz senelik tahsil hayatında dört kelimeyle dört kelam öğrendiğini, “nazar”ın da bu kelimelerden birisi olduğunu ifade etmiştir. Burada “nazar”dan anlaşılması gereken mânâyı ve mü’mince bir “nazar”ın nasıl olması gerektiğini lütfeder misiniz?
Cevap: Hazreti Pîr, Mesnevî-i Nuriye isimli eserinde icmalî olarak dört kelimenin ehemmiyetine dikkat çekmiştir. Bunlar; mânâ-yı ismî, mânâ-yı harfî, niyet ve nazardır.79 Birbiriyle irtibatlı olduğundan nazara geçmeden önce, kısaca ilk üç kelimenin üzerinde duralım.
Mânâ-yı İsmî ve Mânâ-yı Harfî
Mânâ-yı ismî ve mânâ-yı harfî kelimeleri nahiv ilmine ait birer kavramdır. İsim, müstakil bi’l-mânâdır. Yani söylendiği zaman karşı taraftaki insan onunla ne kastedildiğini anlar. Harf ise kendi kendine anlaşılmaz. Çünkü onun müstakil bir mânâsı yoktur. Mesela Arapçadaki “بَ”, “مِنْ”, “إِلٰى” ve “فِي” gibi harf-i cerler işitildiğinde, zihinde bir mânâ oluşmaz. Bunlarla ne kastedildiğinin anlaşılması için harf-i cerrin taalluk edeceği başka bir kelimeye ihtiyaç duyulur. İşte Hazreti Pîr, mantığa ait birer kavram olan küll ve cüz tabirlerini, onlara kendine göre farklı mânâlar yükleyerek kullandığı gibi, nahivcilerin ıstılahında yer alan mânâ-yı ismî ve mânâ-yı harfî kavramlarına da farklı anlamlar yükleyerek onları varlığı yorumlamada anahtar birer kavram olarak kullanmıştır. Buna göre kâinata mânâ-yı ismî ile yani bizzat kâinat ve esbâb hesabına bakmayı hatalı bulmuş; bunun yerine kâinata mânâ-yı harfî nazarıyla bakarak nimete bakıldığı zaman Mün’im’in, sanata bakıldığı zaman Sâni’in, sebeplere bakıldığı zaman da, Müessir-i Hakiki’nin zihne gelmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Amellerin Mahiyetini Değiştiren Niyet