İçeriğe geç

Kâinata ise insan, icmalî bir nazarla bakmalıdır. Zira, Üstad Hazretleri’nin ifadeleri içinde “âfâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan alınan mâlûmat, evham ve vesveselerden hâlî olamıyor. Amma bizzat vicdanî bir şuura mahal olan enfüsî ve dâhilî malûmat ise evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh merkezden muhite, dâhilden harice bakmak lâzımdır.”85 Evet, insan kâinata bakarken enfüs dürbünüyle bakmalı, yani enfüsü gez-göz-arpacık hâline getirmeli ve o adeseden kâinata bakmalıdır. Çünkü enfüste cereyan eden kanunları, âfâkta da görmek mümkündür. İşte bu silsileyi takip edebildiği takdirde insan, önce enfüste derinleşebilecek, enfüsteki bütün sistemlerin, O’nun nâmütenâhî kudretiyle cereyan ettiğini müşâhede edecek, daha sonra kâinat kitabında da aynı kanunların işlediğini görecek ve böylece küllî bir nazarla âfâkı okuyabilecektir.

79 Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye s. 44 (Katre).

80 Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye s. 42 (Katre).

81 Bkz.: Müslim, imâret 152; Tirmizî, zühd 48 ; Nesâî, cihâd 22.

82 Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye s. 112 (Habbe), 229 (Nokta).

83 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler, 195-202 (On Beşinci Söz, Yedinci Basamak).

84 Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye s. 133 (Habbe).

85 Bediüzzaman, Mesnevî-i Nûriye s. 111 (Habbe).

107