İçeriğe geç
22. Bölüm

Sünnetin Arzu Ve Heveslere Göre Yorumlanması

Soru: Bazı kimseler, hoşlarına giden meselelerde, “Bugün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) olsaydı, O da böyle yapardı.” diyorlar. Bazen de, hoşnut olmadıkları mevzularda, “Benim Peygamberim böyle demez.” diyerek hemen o mevzuyla alâkalı hüküm veriyorlar. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkındaki bu tür yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz? Şayet bu türlü sözler söylenebilirse, onu dile getirecek kimselerde hangi evsaf aranmalıdır?

Cevap: Bu tür sözleri, şahısların durumu ve onların hangi mülâhazayla bunları söylediklerine göre farklı değerlendirmelere tâbi tutmak mümkündür. Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’tan aldığı mesajları insanlığa getiren bir resûl/elçi olmasının yanında, aynı zamanda, kavlî, fiilî ve takrirî sünnetiyle meseleleri tavzih ve tespit buyuran bir müçtehitti. İşte zaman ve şartlara göre belli problemlere çare bulma mevzuuna Efendimiz’in müçtehit olması çerçevesinde yaklaşarak, “Şayet bugün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) olsaydı bu mevzuda şöyle yapar ve bu boşluğu şu şekilde doldururdu.” deme mahzursuz bir yaklaşım olabilir. Hem böyle bir söze makul bir mahmil de bulunabilir. Şöyle ki, zaman önemli bir müfessirdir. Şartlara ve konjonktüre göre bazı hususların tevil ve tefsirinde o, bir ibre vazifesi görür. Diğer bir ifadeyle Kitap ve Sünnet’te bazı alanlar içtihat ve istinbata emanet edilmiş, tevil ve tefsiri de zaman müftüsüne bırakılmıştır. Fakat içinde bulundukları zaman ve şartlara göre, bu tür hususları yorumlayacak insanların, öncelikle ele aldıkları mevzular hakkında Kitap ve Sünnet’in sarih bir beyanı olup olmadığını bilmeleri, araştırıp tetkik etmeleri gerekir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim veya Sünnet-i Sahiha’da yer alan nassların aksine bir şey söylenemez.

163