Esasında ifade etmeye çalıştığımız bu husus bir mânâda usûl-i fıkıhtaki kıyas disiplini içinde mütalâa edilebilir. Bildiğiniz üzere, ıstılahta kıyas, bir konu ve bir amel ile alâkalı hükmü, onun dengi, benzeri başka bir konuda da ortaya koyma, benzerlerden yola çıkarak hüküm verme metoduna denir.144 Böyle bir faaliyet hakperestlik ve din adına yapıldığı takdirde, hata edilse bile insana sevap kazandırır. Çünkü içtihat eden isabet ettiğinde en az iki olmak üzere niyetinin derinliği ve hâllettiği meselenin ehemmiyetine göre yüz belki daha fazla sevap kazanabilir. Hata ettiğinde ise ortaya koyduğu performansın ve cehdinin sevabını alır. Ancak meseleleri hep kendi heva u hevesine göre ele alan kimselere gelince onlar hakkında Kur’ân, أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلٰهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللّٰهُ عَلٰى عِلْمٍ “Görmedin mi o hevâsını ilâh edinip de Allah’ın da kendisini ilmine rağmen saptırdığı kimseyi?”145 buyuruyor.
Hâsılı, ferdî, ailevî ve içtimaî bütün meselelerde söz Allah’a ve sonra da Efendimiz’e aittir. Onların beyanlarının olduğu yerde insana düşen vazife, sükût etmektir. Dolayısıyla bir insan Allah ve Resûlü’ne ait beyanın olduğu bir yerde, heva, heves ve arzularına uyarak söz söylüyorsa bilmesi gerekir ki, o, hevasını ilâh edinmiş demektir.
137 İbn Mâce, fiten 8; Abd İbn Humeyd, el-Müsned s. 367.
138 Tirmizî, fiten 7; İbn Hibbân, es-Sahîh 10/438.
139 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/396; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 2/280.
140 Bkz.: el-Hüseyn, İmâmu ehli’l-hak Ebu’l-Hasen el-Eş’arî s. 35.
141 Bkz.: Nûr sûresi, 24/31, 60; Ahzâb sûresi, 33/59.
142 Nisâ sûresi, 4/128.
143 Bkz.: Hucurât sûresi, 49/9.
144 Bkz.: el-Cürcânî, et-Ta’rifât s. 230.
145 Câsiye sûresi, 45/23.