İçeriğe geç
23. Bölüm

Kalb Ve Ruh Hayatında Mürşidin Rolü

Soru: Bazıları bir mürşide bağlanmayı zorunlu görüyor ve ondan el almadan kurtulmanın mümkün olamayacağını iddia ediyor. Bu konudaki mülâhazalarınızı lütfeder misiniz?

Cevap: Mürşid kelimesinin bir umumi, bir de tasavvuf ıstılahı çerçevesinde daha hususi mânâda kullanımı vardır. Umumi mânâda mürşid, insanı eğri yollardan sakındırıp ona doğru yolu gösteren, gönülleri Hakk’a uyaran, muhatabın aklını, hissini, gözünü, kulağını bazı hakikatlere açan ve böylece onu kalb ve ruh ufkuna yönlendiren insan demektir. Bu itibarla camide vaaz veren veya bir mecliste sohbet eden insana mürşid denebileceği gibi dükkânına gelen bir insana hak ve hakikati anlatmak suretiyle ruhunun ilhamlarını onun gönlüne boşaltan esnafa da bir mânâda mürşid denebilir.

Tasavvuf ıstılahı içinde yer alan daha hususi mânâdaki mürşid mefhumuna gelince o; kendisi de öncelikle bir mürşide intisap eden, erbainler çıkaran, çileden geçen, seyr u sülûk-i ruhanîde mertebeler kat eden, yani az yiyip, az içip, az uyuyup, hayrete varıp fani olan ve böylece O’nu bulma istikametinde belli bir paye ihraz eden ve netice itibarıyla da mürşidi tarafından irşada mezun kılınan zat demektir. Bir insana böyle bir ameliyenin verilmesine hilafet ve hilafet verilen zata da halife denmektedir. Soruda ifade edilen husus da zannediyorum, has mânâdaki mürşid mefhumuyla alâkalı; dolayısıyla özellikle bu konu üzerinde biraz daha durmak istiyorum.

Mürşidin Firaseti, Müridin Kabiliyeti

170