Nazarla ilgili üzerinde durulması gereken diğer bir husus da, eşya ve hâdiselere bütüncül bir nazarla bakılmasıdır. İsterseniz siz buna kâmil nazar da diyebilirsiniz. Fakat hemen şunu ifade edelim ki, bilhassa âfâka bakarken, küllî nazarı elde etmek kolay değildir, böyle bir bakış açısı herkese müyesser olmayabilir. Bu itibarladır ki, Hazreti Pîr bu mevzuda, takip edilmesi gereken yol ve yöntem olarak “enfüste derinlemesine düşünme, âfâka ise icmalî bir nazarla bakma” ölçüsünü vermektedir.84 Yani insan, hekimlerin ortaya koyduğu mütalâa ve mülâhazalar ışığında kendi anatomi ve fizyolojisine baktığında, diğer varlıklara nispetle kendi varlığını daha rahat tanıyabilir ve onda daha rahat derinleşebilir. Mesela, şuurlu bir nazarla bünyesinde işleyen sistemleri takip ettiğinde, o müthiş nizam ve baş döndürücü ahenk arkasındaki mutlak kudret ve nâmütenâhî ilmi görebilir. Aynı şekilde kalb, ruh, sır, hafî ve ahfâ gibi mânevî yapısını oluşturan iç dünyasındaki derinliklere nazar edecek olursa, kalbinin sesini duyabilir, hislerini anlayabilir, şuurun ne demek olduğunu idrak edebilir ve iradesinin farkına varabilir. İşte bir insan mülk-melekût, fizik-metafizik her iki yönüyle de kendisi hakkında teemmül, tedebbür, tezekkür ve tefekkürde bulunarak nice derinlik ve enginliklere ulaşabilir.