O hâlde bugün bir kere daha fiziğin yanında ruh ve metafiziği de mülâhazaya alarak böyle bir denge üzerine ilim ve araştırma sisteminin bina edilmesi gerekir. İşte o zaman teleskop, mikroskop veya x ışınlarıyla incelediğiniz eşyayı doğru görüp doğru değerlendirebilirsiniz. Bu ifadelerimizden “Batılıların ortaya koydukları her şey yanlıştır.” gibi bir yaklaşım içinde olduğumuz anlaşılmamalıdır. Çünkü aklın da bir hikmet-i vücudu olduğundan, ona dayanarak ortaya konulmuş nice doğrular vardır. Fakat son birkaç asırdan beri sadece maddeyi esas alarak ortaya atılan bütün nazariyelerin yeniden kritiğe tâbi tutulması, doğru ve yanlış olarak tefrik edilmesi gerekir. Bu ise, pozitif bilimlerin bir kere daha Kur’ân-ı Kerim ekseninde, akidemiz çerçevesinde ele alınmasına bağlıdır. Bunu da ancak Kur’ân’ı doğru anlayan insanlar başaracaktır.
Bu safhada bazıları ilmin transfer edilerek İslâmlaştırılmasından bahsetmektedir. Bence bu yaklaşım, insanın üzerine emanet bir gömlek giymesi gibi, neticeye ulaştırmayacak eksik bir teşebbüstür. Bunun yerine meseleleri temel dinamikleriyle ele almalı, mevcut ilimleri bir kere daha akl-ı selim, havass-ı selime ve haber-i mütevatir birleşik noktasından kritiğe tâbi tutmalı ve bu ölçüler perspektifinden kendi doğrularımızı ortaya koymalıyız. Bu ise hakikat aşığı, ilim aşığı ve keşif aşığı insanların yetiştirilmesine bağlıdır.