İçeriğe geç

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde mü’minin sükûtunun tefekkür, konuşmasının ise hikmet olması gerektiğini ifade buyuruyor.161 Bu nurlu beyanı nazar-ı itibara alarak diyebiliriz ki, insanın güzel şeyler düşünüp güzel şeyler kurgulaması onun için bir ibadet olur. Hatta gerçekleştirilmesi çok mümkün görünmeyen düşüncelerle meşgul olma, enerjimizi boşa sarf etmek anlamına gelse de, yine de insan, “İmkânım olsa da, şu dünyanın renk ve desenini daha güzel ve daha canlı bir hâle dönüştürebilsem” diye bir düşünce ve mülâhaza içinde bulunursa, zannediyorum o insanın hayal ve tasavvurları bile ibadet rengine bürünür. Şu hâlde mü’mine düşen vazife, oturup kalkıp kendini bu tür güzel mülâhazalara bağlamak ve hayatını hep bu mülâhazalar çerçevesinde sürdürmektir. Hz. Bediüzzaman da, Mektubat’ta; “Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.”162diyor. Demek ki, insanın, hayatını bir lezzet zemzemesi hâline getirmesi ve Cennet koridorlarında yürüyor gibi bir hayat yaşaması onun güzel düşünmesine bağlıdır.

195