İçeriğe geç

Bu konuda başkaları bize karşı farklı farklı tavırlar sergileyebilirler. Fakat el âlemin yanlışlığı bizi hiçbir zaman başka bir yanlışlığa sevk etmemelidir. Evet, biz temel değerlerimiz itibarıyla başta nerede duruyorsak, şartlar ne olursa olsun hep o temel düşünceye bağlı kalmalıyız. Yoksa bir kere, şunun bunun tavır ve davranışlarına göre duygu ve düşüncelerimizde bir kısım inhiraflar yaşayacak olursak bunun devamı gelir ve sonunda doğru yoldan ayrılmış oluruz. Oysaki biz, başkalarının, bizi değil saptırmasına, meşgul etmesine bile meydan vermemeli ve kendi düşünce dünyamız, düşünce seyrimiz ve düşünce çağlayanımız adına provokasyon sayılabilecek her türlü tesirden uzak kalmaya çalışmalıyız. Zira provokasyonların esas hedefi, iyilik yolunda bulunan insanları gaye-i hayallerinden alıkoyma ve onlara başka bir yön ve şekil vermeye çalışmaktır. Farklı bir tabirle provokasyonlardaki asıl maksat, bir hedefe varmaktan ziyade hedefe doğru giden insanları alıkoyup onları başka bir yöne doğru saptırmaktır.

Bu sebepledir ki, müstakim düşünceyi temsil eden insanlar, başkalarının ortaya attıkları tutarsız ve asılsız isnatlar karşısında asla değişmemeli –elbette ki iftiralar karşısında, tavzih, tashih, tekzip ve hatta tazminat hakkını kullanma her zaman için mahfuz– ve hep iffet ve ismetlerini muhafaza gayreti içinde olmalıdırlar. Evet, biz sürekli müstakim düşünmeliyiz ki, bu nazarî düşünce üzerine bina edeceğimiz amel ve fiiller de müstakim olsun. Yoksa esen her fırtınayla birlikte biz de başımızı alır bir tarafa savrulursak, yürüdüğümüz güzergâhı kaybeder, patikalara düşer ve neticede yolunu yitirmiş insanlar gibi yol kaybına maruz kalırız.

Güzel Düşünen Hayatından Lezzet Alır

194