Evet, insanın davranışları onun iç dünyasının akisleridir. Eğer insanın ruhu düzgünse onun gölgesi de daima düz olur. Eğri ağacın gölgesi düz olmaz; düz ağacın gölgesi de eğri olmaz. İnsan, bunu bilmeli ve kendi ruhunun düzlüğü ve eğriliğini ona göre ölçüp biçmelidir. O hâlde şu soruları kendi kendimize sormamız gerekir: Her şeyi güzel görebiliyor muyum? Eşya ve hâdiselere güzel bir nazarla bakıp, onları güzel bir şekilde değerlendirebiliyor muyum? Böyle mü’mince bir bakış açısına sahip miyim? Elbette ki insan zahire bakan yönüyle bela ve musibetleri hemen gerçek yüzüyle göremeyebilir. Dış yüzü itibarıyla ekşi bir manzara arzettiğinden onların derûnunda bulunan bal-kaymak tatlılığını ilk başta hemen duyup hissedemeyebilir ve neticede hâdisenin şok tesiriyle evvelemirde bir sarsıntı yaşayabilir. Ama aklı başında olan insan, ilk başta yutkunup dursa da, sonra ona makul bir mahmil bulur, biraz önce zikredilen misallerde olduğu gibi bir izah yolu araştırır ve kendi kendine “Bu bir vakıa, ama galiba bu meselede suç biraz da bende.” der, hakkaniyetle davranır, akl-ı selim, hiss-i selim ve kalb-i selimle hâdisenin üzerine yürür ve Allah’ın izniyle üstesinden gelir.
Ve Efendiler Efendisi’nin Eşsiz Üslûbu