Bundan dolayı onların yeri Müslümanlarla müşriklerin tam ortasıdır. فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِه۪“Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir.”, o iki zümreden hangisine mal mülk, maddî menfaat, makam mansıp gibi bir “hayır” isabet ederse hemen onlara iltihak eder ve onların yanında yerini almasını bilirler. Çünkü bulundukları nokta, gerektiğinde her iki zümrenin yanında da yer kapmalarına müsaittir. Meselâ Müslümanlara bir ganimet isabet ettiğinde hemen koşar, onlarla beraber olduklarını söylerler. Hatta ağızlarından çıkan laflara bakıldığında onlar sanki “sâbikun u evvelûn”dan yani saff-ı evveli teşkil eden o ilk hasbî kahramanlardanmış gibi bir intiba dahi bırakabilirler. Ancak وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪“Eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir.”, “Hayır, kesinlikle biz Müslümanlarla beraber değildik.” diyerek anında onlardan uzaklaşırlar. Duruma göre farklı konuşabilmek için öyle bir yer seçer, öyle bir noktada bulunurlar ki renklerini tespit mümkün değildir. Renkten renge giren hâlleriyle onlar, daha çok flu ve gri bir manzara arz ederler.