İçeriğe geç

Meselâ Hazreti Gazzâlî, ilim yolunda, İslâm coğrafyasının dört bir tarafını gezip diyar diyar dolaşan büyük âlimlerden biridir. O, Nizamiye Medreseleri’nin yeni kurulduğu bir dönemde Tus şehrinde dünyaya gelmiştir. Ancak ilim tahsili için Tus şehrinde alacağı eğitimi yeterli görmemiştir. O, Tus’ta alacağını aldıktan sonra Cürcân’a gitmiş, akabinde Nişâbur’a uzanıp ilim yolculuğunu burada devam ettirmiş; orada meşhur kelam âlimi İmamü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin talebesi olmuş; ayrıca Şam, Kudüs, Mekke, Medine gibi birçok ilim merkezini gezmiş, değişik beldelerdeki pek çok büyük âlimden ders almış, mânâ âleminin kahramanlarından istifade etmiş, Nizamiye Medreseleri’ni dolaşmış; daha sonra o medreselerin başına geçerek şimdiki mânâsıyla rektörlük vazifesinde bulunmuş ve bütün bunların neticesinde İslâm âleminin gür bir sesi olarak hak ve hakikate tercüman olmuştur. Onun ilmî yolculuklarıyla alâkalı anlatılan bir menkıbeyi yeri gelmişken burada zikretmek istiyorum: Nakledilenlere göre İmam Gazzâlî, Cürcân’da beş yıl süren ilim tahsilinden sonra bir kafile içinde Tus’a dönerken eşkıya, kafilenin yolunu kesip kafileye ait ne var ne yoksa hepsini alırlar. Tabiî bu arada Gazzâlî’nin ders notlarını da gasp ederler. Hazreti Gazzâlî, eşkıya başına giderek aldıkları paranın bir önemi olmadığını ancak notlarının bulunduğu defteri geri vermelerini talep eder. Notlarını, kendi anlayacağı şekilde yazdığından, bu defterin onların hiçbir işine yaramayacağını da ilave eder. Bunun üzerine eşkıya başı önce; “Kâğıttaki ilmin sana ne faydası var, git onları kafana koy.” diyerek Hazret’le alay eder, fakat neden sonra ders notlarını kendisine verir. Eşkıya reisinin bu sözlerini ilâhî bir ikaz olarak değerlendiren Hazreti Gazzâlî de yazıp not ettiği ne varsa hepsini hıfzına alıp Tus’a öyle döner.

Tedvin Döneminin Müstesna Kâmetleri

277