İçeriğe geç

Hâkeza insan secdede سُبْحَانَ رَبـّـِـيَ الْأَعْلٰى“Tesbih ederim Yüce Rabbimi; her çeşit kusurdan münezzehtir O.” derken farkına varmaksızın bağırıp kendinden geçebilir. Böyle bir vecd u istiğrak hâli günah değildir. Ancak azıcık irade işin içine girer ve kendini ifade etme gibi bir maksat o tavrın içinde bulunursa, o vakit nur akan namazın o hasenat defterine aynı zamanda zift de akıtılıyor demektir.

Şimdi misalleri burada noktalayıp asıl konumuza dönecek olursak, hakkında kesin bir hüküm bulunmayan, ancak vicdanın sesi, kalbin hakemliğiyle bilinebilecek davranışları tespit için mü’mine düşen, hayatın her safhasında, en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün amellerde sürekli kendini sorgulayıp hesaba çekmek olmalıdır. Yapmış olduğu en hayırlı görünen işlerin içinde bile bir kısım kirli mülâhazaların olabileceği endişesiyle devamlı Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunmalıdır. Kendini bir yönüyle yaptığı bu tür hataların bir hamalı olarak görmeli ve bunların affı adına Allah’a yalvarıp yakarmalıdır. “Hasenatım bile böyle kirli olunca benim gibi bir insandan ne olur ki?” endişesini taşımalı ve yine Üstad’a ait olan; “Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin falan ismindeki mahlûkun ve masnûun ve abdin hem âsî, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelil, hem müsî’, hem müsin, hem şakî, hem Seyyidinden kaçmış bir köle olduğu hâlde, nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor”4 mülâhazalarıyla kusurlarını itiraf etmesini bilmeli ve bunların affı için Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınmalıdır.

270