İçeriğe geç

Bu yönüyle, Cenâb-ı Hakk’ın hoşnutluğu esas alındığı sürece, ister kendimize isterse başkalarına ait bir meselede hakkı ikame etmeye, hakkı tutup kaldırmaya matuf gayret ve çabalar içinde bulunma ibadet sayılır. Hatta hakkı ikame etme mevzuunda ortaya konulan stratejiler, planlar, meşveretler, yol ve yöntem belirleme istikametindeki fikir cehdleri de ibadet kategorisi içinde mütalaa edilebilir. Diyelim ki siz bir meselede hakkı bulmak için on defa oturup meşverette bulundunuz ve belki bunların birisinde hakka ulaştınız. Bilmelisiniz ki, bunların hepsi hakkı ikame etmeye matuf olduğu için siz meşveretin on katı sevap kazanırsınız. Çünkü kişiyi neticede bir hayra ulaştırmaya matuf vesileler de hayırdır. Eğer ulaşılmak istenen maksat bir farz ise, farza ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemler de kişiye farz sevabı kazandırır. Nitekim bilindiği gibi, namaz için abdest farzdır; bu sebeple namaz yolunda alınan abdest de insana farz sevabı kazandırmaktadır.

Hak Vesileler

Evet, hakkı tutup kaldırma Allah’a yakın olma yollarındandır ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken çok önemli bir husustur; ancak bu mevzuda öncelikli olarak yapılması gereken, hakkın sınırlarının tespiti ve çerçevesinin ortaya konulmasıdır. Yani hak duygusunun doğru olarak algılanıp doğru olarak yorumlanmasıdır. Çünkü şayet o, temel kaynaklara dayalı olarak doğru okunup doğru yorumlanmazsa herkes kendine göre bir hak telakkisiyle ortaya çıkar, kendine göre bir ikame-i hak talebinde bulunup başkaldırır. Böylece her tarafta bir isyan, bir başkaldırma ahlâkı boy göstermeye başlar.

283