Ayrıca, Cennet’in belli bir kapısından giren insan, öbür kapıların ardındaki nimetlerden de mahrum kalmayacaktır. Farklı hususiyeti, oturmuş karakteri, gelişmiş cibilliyeti ve bir yönüyle kemalâtının istihkakı zaviyesinden onun için bir kapı takdir edilmiş olsa da, o kapıdan geçip o şekildeki istikbale has ihsanlara erdikten sonra, diğer kapıların anahtarları olan amellerin mükâfatını da alacaktır. Meselâ; bir insan namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetlerin hepsini bihakkın eda etmiş olabilir; fakat, şayet onu asıl zirveye çıkaran vesile i’lâ-yı kelimetullah yolundaki gayretleri ise, o, Cihad kapısından Cennet’e dahil olacaktır; öncelikle bu kapının hususi lütuflarından yararlanacaktır ama diğer kapıların herkese açık nimetlerinden de pay alacaktır. Bir kapıdan girerken oranın güzelliklerinden asliyet planında istifade edecek, diğerlerini ise zılliyet planında duyup tadacaktır. Bu itibarla da, bir kapıdan geçiyor olma diğerlerinden mahrumiyet mânâsına gelmemektedir.
Şekâvet Yurdu’nun Yedi Girişi
Diğer taraftan; mü’minler, şart-ı adi mesabesindeki amellerine, hususiyetlerine, karakterlerine ve iradelerinin hakkını vermelerine göre, çeşit çeşit ilâhî nimetleri duya duya ve doya doya farklı farklı kapılardan Cennet’e girecekleri gibi; şakîler de küfür, şirk, dalâlet, inkâr, inat, zulüm ve temerrütlerinin keyfiyetine göre, türlü türlü azabı tada tada ve içten içe yana yana değişik değişik boşluklardan ateşe yuvarlanacaklardır. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim’de, mealen “Cehennem’in yedi kapısı vardır; o kapıların her biri için birer grup ayrılmıştır.”11 denilmektedir.
Dipnotlar
- 11 Hicr sûresi, 15/44.