Selef-i salihîn, rüyada görülen şarabın (içkinin) haylazlığa, taşkınlığa, mala-mülke ve dünyevî makama-mansıba delâlet ettiğini söylemişlerdir. Nitekim, mevzuyla alâkalı bir hadiste, Cibril-i Emîn’in Resûl-i Ekrem Efendimiz’e “Şayet şarabı almış olsaydın, ümmetin azgınlaşırdı!..”7 dediği rivayet edilmektedir. Bu söz de, şarabın misal âleminde taşkınlık işareti olduğunu desteklemektedir. Şarap, hurma ve üzüm gibi meyvelerin mayalanmasıyla elde edilmektedir ki, aslında mayalama işi de bir yönüyle tabiî olandan uzaklaşma ve mahiyet değişikliği hâsıl etme ameliyesidir. Hâlbuki sütte, tabiîlik, saflık ve duruluk hâkimdir ki, Kur’ân da onu katkısız, katışıksız, saf ve duru demek olan “hâlisen” sözüyle vasfetmektedir. Bu itibarla, şarap ile süt arasındaki tercih, kokuşmuşluk ile saflık, değişikliğe uğrama ile özü muhafaza, dalâlet ile hidayet, sapıklık ile istikamet ve mahiyet deformasyonu ile selim fıtrat arasındaki bir tercihtir.
Resûl-i Ekrem (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât) Efendimiz’e Miraç’ta sunulan ikramlar arasında bal bulunmasında ve onun tercih edilmeyişinde de ince bir imâ vardır. Haddizatında, bal çok faydalı ve şifalı bir gıda olsa da, süt kadar tabiî ve her zaman herkesin istifadesine açık değildir. Dahası, ekser ulemâ, rüyada görülen balı, dünya metaı ve zenginlik şeklinde yorumlamışlardır.8 Demek ki, hem her mekânda ve her mevsimde arıcılık yapmanın mümkün olmadığı, hem balın içecek olarak kullanılması için süt ya da su ile karıştırılıp şerbet hâline getirilmesi gerektiği, hem de onun berzahî resim ve levhalarda mal ü menâle karşılık geldiği nazar-ı itibara alınırsa, süte nisbeten onun da sadelikten uzaklaşma ve dünyevîleşme emaresi sayılması söz konusudur.
Dipnotlar
- 7 Buhârî, ehâdîsü’l-enbiyâ 24, 47, tefsîru sûre (17) 3; Müslim, îmân 272.
- 8 Bkz.: İbn Şâhîn, el-İşârât s.754; İbn Sîrîn, Müntehabü’l-ahlâm s.419.