İçeriğe geç

Tabiî, kültürümüze ait olmayan şeylerin üzerimizde birer âriye gibi durduğuna inanmamız da bizim için bir esastır. Yer, konum ve vazifelerimiz itibarıyla mecbur kaldığımız ya da fayda mülâhaza ettiğimiz kılık-kıyafet, hâl ve davranışların üzerimizde muvakkaten ve zarurete binaen olduğunu hatırdan dûr etmememiz lâzımdır. Meselâ; “Şunu sırtıma geçirdim ama şöyle bir maslahat gözeterek bunu yaptım!” düşüncesi zihinde hep canlı tutulmalıdır. Aksi hâlde, öz kültürümüze ait olmayan hususları benimseme ve “iyi oldu” demek de hadis-i şerifte ifade edilen teşebbüh kategorisine girer. O meseleyi bizim aslî hayat felsefemizin ve dünya görüşümüzün bir parçası gibi algılamak bizi bizliğimizden koparır ve sürükleyip götürür. Böyle bir durumda, insan değişim rüzgârının saçıp savurduğu kupkuru bir yaprak hâline gelebilir.

Ruhsatları His ve Hevesler Belirlememeli!..

Bu itibarla, dilimizden dinî ve millî telâkkilerimize kadar bize ait her şey her zaman çok güzeldir. Bunlar yürümemiz gerekli olan şehrahın işaret taşlarıdır. Şayet, onlarla sınırlanan sahanın dışına adım atacak isek, bu hareketimiz getirisi çok yüksek bir maslahata matuf olmalıdır.

321