Evet, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz’in, “Dört şey şekâvet (bedbahtlık ve hüsran) alâmetidir: Gözün kuruması, kalbin katılaşması, tûl-i emel ve dünya hırsı.”3 buyurarak ümmetini ikaz ettiği tehlikelerden biri de tûl-i emeldir. Allah Resûlü, bir başka zaman da “İnsan yaşlansa da ondaki iki duygu hep genç kalır: Bunların birisi dünya sevgisi, diğeri de tûl-i emeldir!”4 sözüyle, beşerî arzuların bitip tükenme bilmediğine ve nefsin dünyevî güzelliklere bir türlü doymadığına dikkat çekmiştir.
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in “Hakkınızda en çok korktuğum husus heva-yı nefse uymanız ve tûl-i emele düşmenizdir. Hevaya uymak hakkın önünü keser, tûl-i emel ise ahireti unutturur.”5 buyurduğunu nakleden Hazreti Ali (kerremallahu vechehu) şu sözlerle mü’minleri tûl-i emele karşı uyarmış ve istikbal endişesinin hangi yönde olması gerektiğine işaret etmiştir: “Dünya size arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has çocukları var. Siz ahiretin evladı olun; zinhar, dünyanın çocukları olmayın. Zira, bugün amel var hesap yok, yarın ise hesap var amel yok!”6
Haydar-ı Kerrar’ın bu nasihatını duyan bir Hak dostu, onu değerlendirerek şöyle demiştir: “Demek, dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor; öyleyse, arkasını dönene teveccüh eden ama yönelene sırt çeviren kimseye şaşmalı değil mi!..”
Diğer taraftan; ölümü düşünüp dünyanın fânî olduğunu mülâhaza etmek ihlâsı kazanmanın mühim bir vesilesi olduğu gibi, tûl-i emel de sadece bu hayatı gözetmenin, istikbal endişesini yalnızca dünyevî yarınlara hasretmenin, riyanın ve ihlâssızlığın en önemli sebebidir.
Dipnotlar
- 3 el-Bezzâr, el-Müsned 13/87.
- 4 Buhârî, rikak 5; Müslim, zekât 114.
- 5 el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 7/369; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/76.
- 6 Buhârî, rikak 4; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/76.