Aynen öyle de, adanmışlığın da pek çok mertebesi vardır. Bazı fedakâr ruhlardan yarınlarını hiç düşünmemeleri beklenebilir; fakat, bir kısım kimselere de bu konuda daha müsamahalı davranmak ve onların zaaflarını gözetmek gerekir. Çünkü, herkes tabiat-ı hayvaniye, cismaniye ve bedeniyeden sıyrılamaz. Her insan tam bir adanmışlıkla dava düşüncesine konsantre olamaz; bu ululazmâne bir hâldir, herkese müyesser değildir. Öyle adanmış ruhlar vardır ki, “Gözümde ne Cennet sevdası, ne de Cehennem korkusu var; milletimin imanını selâmette görürsem Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım!”11 der ve istikbal hesabına olan bütün endişeleri kalblerindeki iman ateşiyle yakıp kül ederler.. ya da ellerini açar, “Allahım, vücudumu o kadar büyüt ki Cehennem’i ben doldurayım, başkalarına yer kalmasın!”12 çığlıklarıyla semavâtı titretir ve tasa, kaygı, gam, keder, korku hislerinin hepsini şefkat duygusuna kurban ederler.
Dipnotlar
- 11 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.616 (Tahliller).
- 12 Bkz.: Şemseddin Sivasî, Menâkıb-ı Çehar-ı Yâr-ı Güzîn s.25 (28. Menkıbe).