Bu dua mecmuasının hazırlanmasındaki en önemli sâiklerden birisi şu olmuştur: Şayet, hizmet erleri iştirak-i amâl-i uhreviye mülâhazasına bağlı olarak kitaptaki duaları paylaşır ve mânevî bir halka yapmış gibi her gün belli bir sıraya göre okurlarsa, meselâ, kırk kişi, her biri on beşer sayfa okumak suretiyle her gün bir defa mecmuayı bitirirse, o zincire dahil olan herkesin amel defterine el-Kulûbu’d-Dâria’nın tamamını okumuş olma sevabı yazılır. Bu hakikat, İhlâs Risalesi’nde misalleriyle anlatılır; dört-beş adamdan, biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip iştirak niyetiyle bir lâmbayı yaksalar, onlardan her birinin tam bir lâmbaya mâlikmiş gibi istifade edeceği ve aydınlanacağı ifade edilir.1 Hazreti Üstad bu misali verdikten sonra şöyle der: “…Aynen öyle de, emvâl-i uhreviyede sırr-ı ihlâs ile iştirak, sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrikü’l-mesâi neticesinde, o “iştirak-i a’mâl”den hâsıl olan umum yekûn ve umum nurun, her birinin defter-i a’mâline bitamâmihâ gireceği, ehl-i hakikat mâbeyninde meşhud ve vakidir. Ve vüs’at-i rahmet ve kerem-i ilâhînin muktezasıdır.”2 Demek ki, bin kişinin dahil olduğu bir halkada yer almak, hasenât defterine o bin adamın hepsinin sevabını kaydettirmeye vesiledir. Bu itibarla, böyle büyük bir mânevî şirketten hisse alma ve o şirketin kârına ortak olma çok mühim bir meseledir.
“el-Kulûbu’d-Dâria”nın Tercümesi
Dipnotlar
- 1 Bediüzzaman, Lem’alar s.206 (Yirmi Birinci Lem’a).
- 2 Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası s.67.