İçeriğe geç

Başka bir münasebetle arz ettiğim, Ebu’d-Derdâ ile Selman-ı Farisî efendilerimiz arasındaki konuşmada da aynı hususa işaret vardır. Hazreti Selman, sürekli oruç tutan, yatağa hiç girmeyen, neredeyse gecenin tamamını kıyamda geçiren Ebu’d-Derdâ Hazretleri’ne Peygamber Efendimiz’den işittiği şu nasihati hatırlatır: “Senin üzerinde Rabbinin hakkı var, nefsinin hakkı var, ehlinin de hakkı var. Her hak sahibine hakkını ver.”5 Evet, İslâm’da ruhbaniyet yoktur; o insanı bütün mahiyetiyle değerlendirir. Yogiler gibi yemekten-içmekten tamamen uzak duranlara, aylarca aç susuz kalanlara ve Allah’ın helâl kıldığını yasaklayanlara, “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı o güzel ve temiz nimetleri kendinize haram kılmayın, haddi aşmayın! Çünkü Allah, haddini aşanları asla sevmez. Allah’ın size rızık olmak üzere yarattığı şeylerden helâl ve temiz olarak yeyin! Kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı gelmekten sakının!”6 der; müntesiplerine denge, itidal ve istikamet telkin eder.

482