İçeriğe geç
Dil, Beyt-i Hudâ’dır, ânı pak eyle sivâdan
Kasrına nüzul eyler o Sultan, gecelerde.”

Evet, kulluk devam ister; ibadetlerinde bir kesintinin olması, nurlu gecelerine bir fasılanın girmesi lâubâlîliğe delalet eder. Ne kadar ara vereceğin mevzuunda hükmü kim söyleyecek? Kaç dinlenme faslı yaşayacağına kim karar verecek? Yoksa, bu meselede hakemlik nefse mi ait? Şayet, hakemliği nefse kaptırmışsan, artık onun elinden kurtulman ve yeniden toparlanman çok zor olacaktır. Öyleyse, “Gel uyan gecelerde”; evrâd u ezkârını ihmal etme, Allah’la münasebetini kavî tut! O’na yakın olmak için bazı vesileleri değerlendiriyorsun; namaz kılıyor, rükua gidiyor, secdeye varıyor ve el açıyorsun. Niçin bunları daha derin eda etmek için geceleri de değerlendirmeyi düşünmüyorsun? İşte, bütün bu mülâhazalar da belli bir seviyenin insanları için muhasebe solukları ve nefisle yüzleşme ifadeleridir.

Meselenin bir diğer yanı da, temâdî (sürüp gitme) ve sürekliliktir. Nefis tezkiyesi adına ne yapacaksak, onu mütemadî yapmamız gerekir. Kalbimizi ve ruhumuzu sürekli beslememiz icap eder. Hayatımızda inkıtaya asla meydan vermeden, Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, dua ve tevekkülle meyelân-ı hayrı güçlendirmemiz; istiğfar ve tevbe ile de meyelân-ı şerrin kökünü kesmemiz lâzımdır.8 Günahlarımız karşısında sürekli tir tir titrememiz ve devamlı sevap iştiyakıyla gerilmemiz iktiza eder.

“Kulum, seni Affettim!”

486