İçeriğe geç

Diğer taraftan, ister devlet dairelerinde, isterse de özel teşebbüslerde, hem yıllanmış insanlara, hem de yıllanmanın bir yorgunluk ve ölüm getirmesi karşısında teyakkuz ve temkine çok ihtiyaç var. Eğer, bir yerde yıllanmışlık menfi yönleriyle işliyorsa, bir şahsın ruhunu alıp götürüyor, onu kadavralaştırıyor ve Kemal Tahir’in ifadesiyle, “yorgun asker” hâline getiriyorsa, o insana bazı mükellefiyetler yüklemek lazım. Bu konuda, onlara göre daha yeni olanlara düşen vazife, saygıda hiç kusur etmemek, atıl bırakıp çürümelerine meydan vermemek, yaşlarına ve durumlarına uygun bir şekilde istihdamlarına zemin hazırlamak ve onları her zaman iştiyakla çalışabilecekleri bir ortamda bulundurmaktır. Mümareselerini ve bilgi birikimlerini başka bir alanda değerlendirmeleri için, onları yeni vazife sahalarıyla tanıştırmaları gerekir. Özellikle idareciler, kendi çevrelerindeki insanların aşk, şevk ve iştiyakla vazife yapmaları için onları büyük bir hassasiyetle yakın takibe almalı yani, kimler kıvamını koruyor, konumunun hakkını veriyor, bulunduğu yerde sürekli iş ve semere çıkarıyor, başkalarının aklına hiç gelmeyecek şeylerde âdeta icatlar ortaya koyuyor, keşiflerde bulunuyor ve kimler ülfete yakalanmış, ünsiyete yenilmiş, eski şeyleri tekrar edip duruyor… Bunları iyi ayırt etmeli ve herkesi özel durumuna göre değerlendirerek onların muvaffakiyeti için gayret göstermeli. Bunu yaparken de çok müsamahalı ve sabırlı olmalı, hata ve kusurları hemen cezalandırmamalı, problemleri mülayemetle çözme yolları aramalı. Fakat, eğer bir insan bir problemi kendi başına halledemiyorsa ve onun üstünde bir şikâyet mercii de varsa, gidip meseleyi ona açmalı, problemi çözmesini ondan istemeli, gıybete ve mübalağaya da girmeden “Böyle bir problem var; ben ne zamandan beri sabrediyorum, fakat sabredemeyecek insanlar da çıkabilir; bu meseleyi nasıl çözebileceğimize dair bir yol gösterseniz? Biz mi üslûp hatası yaptık? Yoksa damara mı dokundurduk? Ya da o arkadaşımızın bildiği bir şey var da onu biz bilmiyor muyuz? Bu işin çaresi nedir?” demeli; demeli ve problemi samimiyetle çözme peşinde olmalı. Fakat tenkitte, gıybet, iftira ve bühtanlara asla girmemeli hele kat’iyen ehli dünya gibi davranmamalı.

296