İşte öyle insanlar, her sene biraz daha eskir ve zamanla çürür giderler. Hatta çürümekle de kalmaz, kokuşmuşluktan hâsıl olan kerih kokularını etrafa yaymak suretiyle başkalarını da rahatsız ederler. Evet, çürümenin de bazı kötü neticeleri vardır. Çürüyen bir insan, âlemi de kendisi gibi görür, kendi ruh adesesiyle bakar herkese. Kendisi tembeldir, miskindir, işleri başkasından beklemektedir. Halk ifadesiyle, işlerin tıkırında yürümesini arzu etmektedir ama tıkır tıkır yürüme adına kendisinin hiçbir gayreti yoktur. Fakat, o işlerin aksamasında bazı kimselerin kusurlarının olduğunu düşünerek atf-ı cürümlere girer, şunu-bunu suçlar ve herkeste kusur araştırır.
Tenkit hastalığı bazen çok çalışkan ve işkolik insanlarda da olabilir. Onların mesâi anlayışlarında belli bir takvim ve saat hesabı yoktur, gece-gündüz çalışırlar; başkalarının da kendileri gibi ölesiye çalışmalarını isterler. Ne var ki, bayılıncaya kadar çalışan bu tür insanlar azdır; eğitim gönüllüleri arasında çok çalışan insanların sayısı azımsanmayacak kadardır ama yine de azdır. Dolayısıyla, herkesin kendisi gibi çalışmasını isteyen kimselerden de tenkitçi insanlar çıksa bile münekkidlerin büyük çoğunluğunu yıllanmış insanlar oluşturur.