İçeriğe geç

Ayrıca, tenkitçilerin çoğunda, herkesle aynı hızda koşamamanın ezikliği vardır ve bu eziklik onları şikâyet ve tenkitlere itiyordur. Bazı özel menfaatleri, şahsî çıkarları ve hususî mülâhazaları ayağına takıldığından dolayı, münekkid diğerleriyle aynı hızda koşamıyor, yol arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalıyor; bu inhiraflarını ve arkadaşlarından ayrılışını bir mâkûliyete bağlama cehd ve gayretiyle değişik komplekslere giriyordur. Onlarla beraber yürüyemeyince, günahı o yola yüklüyor, “Koştuğunuz yeri beğenmiyorum” diyordur. Bunların bir kısmı da, kendini dışlanmış gibi hissediyordur. Nedense arkadaşlarının mizaçlarıyla uyuşamamış, kendi gönlünce beklediği ölçüde işin içinde olamamış ve dolayısıyla hafif bir küskünlüğe girmiştir. Bundan dolayı da, içinde kendi payının bulunmadığı bir işi –o iş çok hayırlı bile olsa– tenkit etmektedir.

Yılanların Hücumu ve Sinek Isırıkları

Aslında, bir kimsenin ya da bir şeyin iyi veya kötü taraflarını, menfi veya müspet yanlarını bulup meydana çıkarmak, ortada olanla olması gereken arasında mukayese yapmak demek olan “tenkit”, ideale yürümede bir yoldur. Müspet mânâda tenkit etmek ve tenkide açık olmak ilmî esaslardan birisidir. Ne var ki, onun da bir üslûbu, uygun bir şekli vardır. Her şeyden önce, tenkit eden kimse insaflı olmalı, söyleyeceklerini nefsi hesabına değil, Hak rızası adına söylemeli ve hayır mülâhazasından başka bir garazı bulunmamalıdır. Münekkit, gerçekten iyi bildiği hususlarda fikirlerini usûlünce ortaya koyarken, sahası olmayan mevzularda da susmasını ve dinlemesini bilmelidir. Ayrıca, bir tenkidi kimin yaptığı da çok önemlidir. Damara dokundurmayacak ve muhatabını rencide etmeyecek kimseler konuşmalı; diğerleri şahıslarına karşı tepkiden dolayı kıymetli fikirlerinin de heder olmaması için sözü onlara bırakmalıdır ki bu da bir hakperestliktir.

292