Diğer taraftan, kendisi öyle itikat etmese bile etrafındaki insanların hüsnüzanlarına, o türlü lâf ü güzafına göz yuman, o iddialara karşı sükut duran insan da küfre ve dalâlete karşı sessiz kalıyor demektir. Öyle bir insan hakkında da, Efendimiz’in beyanlarından aldığımız bir sözle “Dilsiz bir şeytan”22 desek sezâdır. Şayet bir kimseye, etrafındakiler “Mesih” diyorlarsa, o da bunu bildiği halde sessiz duruyor ve bu dalâlete karşı onları ikaz etmiyorsa, o kimse, dilsiz bir şeytandır. O iddiayı kabulleniyorsa kendisi de kâfirdir. “Mehdiyim” iddiasıyla ortalıkta dolaşıyorsa o kimse de dalâlete sürüklenmiş bir zavallıdır. Bir Müslüman’ın o tür iddiaları kabul etmesi mümkün değildir.
Fakat bu mesele bir yönüyle karalamaya mâtuf istimal ediliyor. Bazıları bu iddialarla belli güçler tarafından ortaya çıkarılıp Müslümanlar’ın aleyhine kullanılıyor. Bazı kimseleri hapishanede ilaç içirtip delirtiyorlar! Sonra da ona bin bir türlü küfür sözleri söyletiyorlar. Dünyanın değişik yerlerinde oluyor bunlar. Türkiye’de de ehl-i dalâlet, ehl-i küfür, diplomalı cahiller, Türk milletinin veya dünyadaki Müslüman milletlerin kaderine hakim kaba kuvvetin temsilcileri bazı Müslümanları karalama, bazı kimseleri ademe mahkûm etme adına bu türlü iftiralarla kara çalma komploları kuruyorlar. Meselâ diyorlar ki, “Falanın çevresindekiler ona Mesih nazarıyla bakıyorlar”. Oysa maksatları hep karalama olan bu din düşmanlarının Mesih’den hiç haberleri yoktur. Mehdi’nin kelime mânâsını bile bilmezler. O mevzuda usûl-i dinin, fıkıh metodolojisinin ne dediğini hiç bilmezler, hatta Kitab’ı bilmez, ona inanmazlar. Ama gelin görün ki, Müslümanları karalama adına hiç bilmedikleri bu meseleleri bile kullanır, mü’minlere iftira ederler.
Dipnotlar
- 22 İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Cevâbü’l-Kâfî s.69, 113; en-Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim 2/20.