Cenâb-ı Hak, İnsanlığın İftihar Tablosu’nu o ağır misyonla serfiraz kıldıktan sonra diyor ki: Bu misyon öyle ağır bir yüktür ki, tebettül etmeyince bunun altından kalkamazsın. Sen, mâsivâ içinde bulunabilirsin. Evet, Hatice-i Kübrâ diye bir zevcen, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm diye mübarek kızların olabilir. Ancak onlar, konumları itibarıyla sadece Senin saadet hanende birer emanettir. Haklarına o çerçevede riayet edeceksin. Ancak bunun ötesinde Sen sadece Allah’a teveccüh etmelisin. Derin bakışların her yerde Allah’ı aramalı ve her yoldan O’na yürümelisin. Her yerde kendinden uzaklaşıp her yerde O’na yaklaşmalısın. Bu da ancak tebettülle olabilir. Ey örtüsüne bürünen şanı yüce Nebi! Kalk ve insanlığın o ağır yükünü yüklen, onlara hakikati ve Cennet’e giden yolları göster. Gözlerini aç ve varlığı doğru okumalarını sağla.
İşte bunun için Cenâb-ı Hak: وَاذْكُرِ اسْمَرَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا buyuruyor.17 Rabbinin nâm-ı celilini zikret, sık sık O’nu an ve sonra da tebtîle ulaşmak için tebettül yoluna gir. O güzergâhta tebtîli elde et. Mâsivâdan kat-ı alâka etme ufkuna, zirvesine veya şahikasına ulaşmaya bak. Çünkü oradan varlığı çok farklı temâşâ edecek, çok farklı okuyacak, çok farklı duyacak ve çok farklı şeylere şahit olacaksın.
Hakikî ve İzafî Tebettül
Dipnotlar
- 17 “Rabbinin yüce ismini zikret! Bir de O’na karşı tebettül yolunda ol.” (Müzzemmil sûresi, 73/8)