İçeriğe geç

Tâbiîn ve tebe-i tâbiîn dönemlerine baktığımızda –henüz o dönemde sistemli bir sofilik, tasavvuf ve tarikat bulunmasa da– derinlemesine bir kalbî ve ruhî hayatın yaşandığını görüyoruz. Daha sonraki dönemlerde ise, seyr u sülûk-i ruhanî dediğimiz, insanların Allah’a doğru yürüme ve yükselmeleri mevzuunda belli sistemler kullanılmıştır. Bu sistemlerin farklı farklı olmasında konjonktür ve dönemin ilmî seviyesi gibi bazı faktörler belirleyici olmuştur. İmam Rabbânî, İzz İbn Abdüsselâm, Fahruddin Râzî, Abdülkadir Geylânî, Ebû Hasan Şâzilî gibi büyükler zamanın yorumu ve kendi çağlarında öne çıkan meseleleri nazar-ı itibara alarak, ümmühata sadakat içinde kalıp, tevil, istinbat ve içtihada açık alanları doldurmak suretiyle farklı metotlar ve sistemler kurmuşlardır.

192