İçeriğe geç

Bu açıdan bir mü’min, her zaman emanette emin bir emanetçi gibi davranmalı ve böylece insanların kendisinde görüp tanıdığı mü’minliğin yara almasına asla fırsat vermemelidir. O, İslâm’ı kemal-i hassasiyetle yaşamalı ve elinden geldiğince düşmemeye ve sürçmemeye çalışmalıdır. Beşer tabiatının gereği herhangi bir düşme ve sürçme yaşadığında da hemen tevbe, inabe ve evbe ile onu telâfi ve tamir etme yoluna gitmelidir; gitmeli ve Seyyidina Hazreti Âdem ve Hazreti Havva Validemiz gibi: رَبَّنَا ظَلَمْنَۤا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğermerhamet buyurup da kusurumuzu bağışlamazsan apaçık hüsrana uğrayanlardan oluruz!”3 diye yalvarıp yakarmalı veya Seyyidina Hazreti Musa gibi: رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِيفَاغْفِرْ لِي“Yâ Rabbî, benkendime yazık ettim, affeyle beni!”4 ifadeleriyle Rabbine teveccühte bulunmalı ya da Seyyidina Hazreti Yunus İbn Metta gibi: لَۤا إِلٰهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ“Senden başka ilâh yoktur.Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendime zulmedenlerdenoldum.”5 diyerek Rabb-i Kerim’ine hâlini arz etmelidir. Dikkat edilecek olursa bu duaların hepsinde, dua sahipleri olan o büyük peygamberler, “zulüm” kelimesini kullanmış ve ondan Allah’a sığınmışlardır. Zulüm ise, haksızlıkla bir şeyin yerini değiştirmek ve hakkı kaldırarak onun yerine haksızlığı koymak demektir. İşte peygamberler dahi –tabiî kendi ufuk, hassasiyet ve derinlikleri açısından– hep böyle bir duruma düşmekten Allah’a sığınmışlardır. Dolayısıyla inanan bir insan olarak bizler de daha başta böyle bir hassasiyetin temsilcisi olmaya çalışmalıyız. Ve hele milletin gözünün içine baktığı, önde görünen insanlar bu mevzuda daha bir hassas olmalıdır. Zira bir Türk atasözünde ifade edildiği gibi, başka yerde hemen fark edilemese de, imamın beyaz sarığına konan bir sinek hemen belli olur. Bu açıdan ehl-i ilimden olan veya milletin önünde rehber, pişuva ve pişdarlık yapan insanlar evvelen ve bizzat dinin, saniyen ve bi’l-araz da dinin hadimi olması itibarıyla ilmin izzetini koruma adına, başkalarına nazaran hayatlarını çok daha dikkatli, çok daha hassas bir çizgide yaşamalıdır.

190