Peki, İslâm’ın bu mevzuda vaz’ettiği disiplinler nelerdir? Meselâ Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir yerde buyuruyor ki: لَا يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ“Sakın bir erkek, yanında mahremi olmadıkça yabancıbir kadınla yalnız kalmasın.”5 Resûl-i Ekrem Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) başka bir hadis-i şeriflerinde de: “Bir kadın yanındamahremi olmadan yolculuğa çıkmasın.”6 buyuruyor. Öyle ki, Hanefî fukahasınca hac gibi farz bir ibadette dahi kadının yanında eşinin veya bir mahreminin bulunması şart koşuluyor.7 İşte bu disiplinler bir yönüyle birer bariyer, sınır ve sütre mesabesindedir. Mü’min sürekli bu sütrelerin berisinde kalmaya çalışmalı ve bu sınırları aşmamalıdır. Bu durum başka bir hadis-i şerifte de şu şekilde ifade edilir: اَلْحَلَالُ بَيِّنٌ وَالْحَرَامُ بَيِّنٌ وَبَيْنَهُمَا مُشَبَّهَاتٌ لَايَعْلَمُهَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ فَمَنِ اتَّقَى الْمُشَبَّهَاتِ اسْتَبْرَأَلِدِينِهِ وَعِرْضِهِ“Helâl olan şeyler (herhangi bir kuşkuya meydan vermeyecek şekilde) bellidir,haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında, bir kısımşüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilemez. Şüpheli şeylerdensakınan kimse dinini ve ırzını korumuş olur.”8 Şüpheli alanlara girme, mayınlı bir yerde dolaşma gibidir. Orada dolaşan bir insan ise her an bir patlamaya kurban gidebilir. Zaten Söz Sultanı’nın beyan-ı lâl-ı güherlerinde gözün bakacağı, ayağın ona doğru yürüyeceği, elin tutacağı ve belli bir noktaya ulaşan haramdan sonra insanın artık geriye dönmesinin mümkün olmayacağına dikkat çekilmekte ve bundan dolayı insanın bu tür olumsuz ve kirli hayallere daldığında hemen geriye dönmesi tavsiye buyrulmaktadır. Zira insan, bu kirli hayal dünyasında yürümeye devam ederse tabiat ve cismaniyetine yenik düşüp kalbî ve ruhî hayatını felç edecek ölümcül tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Hatta yaşını başını almış, ellisinde, altmışında olan kimseler dahi eğer bu mevzuda İslâm’ın vaz’ettiği disiplinlere riayet etmez ve bu konuda prensip sahibi olmazlarsa aynı tehlikeyle karşı karşıyalar demektir. Rabbim, genciyle, yaşını başını almış efradıyla, hiç kimseyi iffetsizlik bataklığına düşürüp mahcup etmesin. Eğer düştülerse, onlara düştükleri bu mahcubiyetten sıyrılma yolları ihsan buyursun. Çünkü biraz önce ifade edildiği gibi, ahsen-i takvîm sırrına mazhar, mahlûkatın en eşrefi insanoğlu için böyle bir mahcubiyet çok ağırdır.
Dipnotlar
- 5 Buhârî, nikâh 111; Müslim, hac 424.
- 6 Buhârî, cezâü’s-sayd 26, cihâd 140; Müslim, hac 424.
- 7 es-Serahsî, el-Mebsût 4/111; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr 2/421; İbn Âbidîn, Hâşiye 2/465.
- 8 Buhârî, îmân 39, büyû’ 2; Müslim, müsâkat 107.